Saanen Keçisi, Keçi Sütü

Aksiyon Dergisi’nde Dülger Saanen

Türkiye’de son dönemin en popüler gıda ürünlerinin başında keçi sütü geliyor. Anne sütüne en yakın besin değerine sahip süte talep artınca, keçi çiftlikleri özel sektör için yeni bir yatırım alanı oldu.

Son zamanlarda gıda sektörünün en popüler tartışma konularından biri keçi sütü. Sağlığa faydaları ve özellikle anne sütüne en yakın özelliklere sahip olması sayesinde keçi sütü büyük rağbet görüyor. Buna karşılık inek sütü kadar kolay bulunamıyor. Çünkü talep, üretimden çok daha fazla. Zaten sınırlı miktarda üretilen sütün tek tüketicisi bebekler ve çocuklar değil. En kaliteli peynir, tereyağı, yoğurt ve hatta dondurmalar da keçi sütünden üretiliyor. Dolayısıyla, zaten az miktardaki süt paylaşılamıyor. Türkiye’nin her bölgesinde inek sütü üretimi yapan modern süt sığırcılığı tesisleri bulunurken aynı durumu keçi sütü için söylemek zor.

Türkiye’nin en modern süt keçisi çiftliklerinden Dülger Saanen, Manisa’nın Halıtlı köyünde bulunuyor. İzmirli üç genç girişimci, hobi olarak başladıkları keçi sütü üretimine, şu anda toplam 2 bin baş keçi ve yıllık 400 ton süt üretim kapasitesiyle devam ediyor. Murat Dülger, Zafer Gül ve Murat Aslan sektöre 100 adet keçiyle giriyor. Dülger, diğer işlerinden kalan zamanda biraz da stres atmak için girdikleri sektörde ciddi bir üretim eksikliği gördüklerini söylüyor. 1991’de Türkiye’de 45 milyon küçükbaş hayvan varken, bu sayı 2012’ye gelindiğinde 25 milyona kadar inmiş durumda. Ülkedeki toplam keçi sayısı ise 5 milyon 100 bin adet; ancak bunların sadece 2 milyonu sağılabiliyor.

Murat Dülger, “Gittikçe azalan hayvan varlığına karşılık organize çiftliklerin de olmaması ülkemizdeki açığı artırıyor. Büyükbaşta organize çiftliklerin sayısı giderek artarken küçükbaşa yeterli yatırım yapılmıyor.” diyor. Yatırım yapılmıyor; çünkü küçükbaş hayvanların değeri son yıllarda anlaşılmaya başladı. Buna karşılık Türkiye’de yeteri kadar damızlık bulunmaması, sektördeki gelişimi frenliyor. Özellikle keçi sütünün faydalarının medyada yer alması bu alanda bir ilgi patlamasına yol açtı. İlginin en önemli sebeplerinden biri de Tarım Bakanlığı’nın yatırımcılara verdiği uzun vadeli ve faizsiz kredi desteği. Bu gelişmeler sonucu Türkiye’deki süt keçisi çiftlikleri artmasına rağmen, damızlık noktasındaki eksiklik girişimcileri frenliyor.

Zafer Gül, keçi sütüne çok ciddi talep olduğunu belirterek “Biz daha şimdiden 2012’deki bütün üretimimizi sattık.” diyor. Aslında teşvikli krediler kadar hayvan teminiyle ilgili sorunlar çözülebilirse, keçi çiftlikleri son derece kârlı bir yatırım alanı. İki ortak, bu alana yapılan yatırımın ortalama 3,5 yılda geri kazanılabildiğini söylüyor. Yeni girişimcileri teşvik ettiklerini belirten Murat Dülger ise sektördeki ihtiyacın büyüklüğüne işaret ederek onlarca yeni yatırımcı gelse açığın kapanmayacağını vurguluyor. Keçi sütü, inek sütünden ortalama 2,5 kat daha pahalı bir ürün. Diğer avantajı da inek sütünde üreticileri olumsuz etkileyen fiyat dalgalanmalarının keçi sütünde yaşanmaması. Dülger, fiyatların yıl boyunca sabit kaldığını ve 31 Aralık’taki fiyatın ocak ayından belli olduğunu söylüyor.

Son iki yılda patlama yaşanıyor
Küçükbaş hayvanlarda özellikle de keçilerde bazı ırkların verim ve ürün kalitesi çok yüksek. Bunların başında Saanen ırkı keçiler geliyor. Aslında İzmir’de Ege Üniversitesi (1958’den beri) ve Çanakkale’de 18 Mart Üniversitesi (1990’dan beri) Saanen ırkı üzerine bilimsel çalışmalar yapıyor. Türkiye’de yurtdışından keçi ithalatı bazı ülkeler için yasak. Bu konuda sadece üniversitelere bilimsel araştırmalar için izin veriliyor. Sektöre yatırım yapmak isteyenler de önce üniversitelerin kapısını çalıyor. Murat Dülger, çiftliği kurmadan önce Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü ile protokol imzaladıklarını söylüyor. Üniversitenin yurtdışından getirdiği keçilerden, kendi ırklarını ıslah etmek için faydalandıklarını belirten Dülger, “Geçen yıl üniversiteden 10 teke alarak sürümüzden saf ve yüksek verimli bir ırk elde etmek için çalışmalar yaptık. İthalat yasak olduğu için bize düşen üniversitenin çalışmasını desteklemek ve kendi sürülerimizi ıslah etmek.” diyor.

Batı Anadolu’da süt keçiciliğini geliştirmek ve damızlık sorununu çözmek için Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ortak proje yürütüyor. Projenin başında Ziraat Fakültesi öğretim üyeleri, Hayvan Yetiştirme Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Nedim Koşum ile Hayvan Besleme Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Ahmet Alçiçek var. Fakültenin 30 yılı aşkın bir süredir Saanen ve melez ırklar konusunda çalıştığını belirten Prof. Ahmet Alçicek, “Yurtdışından getirdiğimiz hayvanlarla üniversite bünyesinde safkan bir Saanen sürüsü oluşturduk.” diyor. Bu birikimle modern anlamda süt keçiciliği yapmak isteyen 8 farklı işletmeyle, üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde protokoller imzaladıklarını belirten Prof. Alçiçek, “Bunlardan biri de Dülger Saanen Keçi Çiftliği. Bu çiftlikte süt keçilerinin bilimsel tekniklerle yetiştirilmesi, ıslah edilmesi ve rasyonel beslenmeleri konusunda bilgi aktarıyoruz, elimizdeki mevcut safkan sürüden bu işletmelere damızlık veriyoruz.” diyor.

Proje kapsamında Zootekni Bölü-mü’nün işletmelerle protokol yapabilmesi için belirli bir hayvan sayısına ulaşmış olmak gerekiyor. Makine ile sağım yapabilen, modern yemleme tekniklerinden anlayan ve çekirdek bir sürü oluşturabilecek işletmeler tercih ediliyor. Bunun sebebi, zaten sınırlı sayıdaki damızlıkların zayi olmasını engellemek. Kamu kurumu olmalarından dolayı geçmişte birçok köylüye damızlık verdiklerini ancak ırkların ıslah edilemediğini ve damızlıkların zayi olduğunu belirten Alçiçek, “Damızlık verdiğimiz modern tesislere ‘nüve işletme’ diyoruz. Soy kütüğüne dayalı bir sistem yürütüp keçileri kayıt altında tutuyoruz. Bu işletmeler belirli bir noktaya gelince damızlık satmaya başlayacak. Çünkü devlet yıllardır üreticiye damızlık verdi ancak bu alanda bir gelişme olmadı. Şimdi bu işi özel sektör yaparsa kısa zamanda iyi bir noktaya gelinecektir.” diyor.

25 yıldır bu işle uğraşmasına rağmen son iki yılda sektörde çok ciddi ilerleme olduğunu belirten Prof. Alçiçek, Tarım Bakanlığı’nın verdiği desteklerin bu gelişmede önemli rolü olduğunu düşünüyor. Üniversitenin destek verdiği 8 işletmede hayvan sayıları 700 ila 2 bin 500 arasında değişiyor. Bunlar Kırklareli, Isparta, İzmir, Bursa, Manisa ve Yalova gibi illerde bulunuyor. Saanen ırkı keçilerin Alpler’in hayvanı oldukları için farklı iklimlere hızla uyum sağladıklarını belirten Alçiçek, bu açıdan sadece Batı Anadolu değil, Türkiye’nin her bölgesinde süt keçiciliği yapılabileceğini ifade ediyor.

Kıl keçilerine haksızlık yapılmasın
Türkiye’deki Saanen ırkı keçilerin ıslah çalışmaları ortalama 3 yıl sürüyor. Normalde Türkiye’deki yerli ırk olan kıl keçilerinin yıllık ortalama süt verimi 107 kilo. Islah çalışmalarının ilk yılında yıllık süt verimi 300 litreye çıkıyor. Yerli keçiler yılda 4-5 ay sağılabilirken Saanen ırkı 8-10 ay sağılıyor. Üçüncü yılın sonunda yıllık süt verimi 700 litrenin üstüne çıkıyor. Nitekim şu anda Türkiye’deki ıslah çalışmalarında işletmeler yılda 500 litreyi geçmiş durumda. Saanen ırkının bir özelliği de ikiz ve üçüz yavrulaması. Gerek süt gerekse yavru verimi bu ırkı işletmeler için daha kârlı hâle getiriyor. Prof. Dr. Ahmet Alçiçek, ıslah çalışmalarına rağmen Türkiye’nin yerli ırkı olan kıl keçilerinin de korunması gerektiğini vurguluyor. Kıl keçilerinin dağlarda kendi kendine beslenebildiğini, hastalıklara, soğuk ve sıcaklara bağışıklık kazanmış bir ırk olduğunu belirten Alçiçek, Saanen ırkına yönelik çalışmaların dağ köylerinin önemli geçim kaynağı konumundaki kıl keçilerini yok etmemesi gerektiğini belirtiyor. Keçilerin ormanlarda ağaç filizlerini yemesinden dolayı bazı yerlerde düşman ilan edilmesinin de ciddi haksızlık olduğunu belirten Alçiçek, “Saanen keçilerini değerli yemlerle besliyoruz; ama bu hayvanlar beslenmiyor, kendi hallerine bırakılıyor. Eğer beslenirlerse hiçbir keçi dalların tepesine tırmanıp sürgünleri yemez.” diyor.

Kaynak : Aksiyon Dergisi http://www.redgage.com/blogs/jenniferdelgado/curriculum-conversations-7-do-s-and-don-ts.html/